Yeni Medya Üzerine

23 Şubat 2013 Yeni Medya 0
yeni medya

 

Geçtiğimiz günlerde İsmail Hakkı Polat hocamla twitter üzerinde küçük bir fikir tartışması yaşadık. #benceyenimedya adlı hashtag üzerinden hocamdan da bahsederek yeni medya tartışmasında fikrimi 140 karakterde kısaca izah ettim. Hocam da haklı yanıtlar verdi. 

Hocama #benceyenimedya üzerinden yanıt verirken tabii, medya ve iletişim sektörü üzerinden değerlendirme yaparak bir yanıt verdim. İsmail hoca da haklı olarak yeni medya kavramının sadece iletişim sektörü üzerinden verilemeyeceğini medyanın artık hayatın içinde olduğunu insanlığın ayrılmaz parçası haline geldiğini o yüzden tek sektörle sınırlanamayacağını belirtti. Öncelikle iletişim sektörü açısından #benceyenimedya üzerine düşüncelerimi, sonrasında ise hocamın aldığı kavram üzerinden fikirlerimi yazmak istiyorum… 

Peşinen şunu söylemek isterim ki benim de görüşlerim halen olgunlaşma aşamasında. Bu yüzden düşüncelerim ne kesin önermeler içeriyor, ne de objektif bir bilimsel veriye dayanıyor… Tarihi bir süreç ve evrilme yaşıyoruz. Bunun nereye varacağını, nasıl dönüşeceğini kestirmek zor. Ben de bugüne kadar edindiğim tecrübe ve fikirleri aktarmaya çalışacağım.

Bilenler bilir, uzun süre geleneksel medyada çalıştım. Radyo, TV ve gazete gibi tüm klasik alanlarda mesaim oldu. Dergi mesaim devam ederken süreç beni online gazetecilikle tanıştırdı ve yaklaşık 5 yıldır online hayatın içindeyim. Offlinedan online süreçlere geçişi, zorlukları, karşılaşılan yenilikleri, yeni medyada gelir sistemlerini vs hepsi üzerine bir şekilde tecrübe sahibi olma şansını yakaladım. 

Medya modern uygarlığın hayatına kabaca önce gazete, sonrasında radyo ve TV olarak girdi. Bu aygıtların hepsi teknolojinin değişmesi ve gelişmesiyle beraber bizimle buluştu. Haber ve bilgiye ulaşma biçimi teknolojiyle beraber sürekli hızlandı. Internet teknolojilerinin 90’lı yılların ortalarındaki gelişimiyle hayatımıza bir de internet üzerinden haber ve bilgiye ulaşma faktörü girdi. Pek çok insan da bu yeni aygıta, yeni medya adını verdi. Yaygın olarak internet vasıtasıyla erişilen haber ve bilgiye yeni medya adı veriliyor.

Yeni sıfatının medya için kullanılmasının çok doğru ya da yeterli olduğunu düşünmüyorum. Kabul ediyorum ortada bir yenilik var. Ancak yenilik medyaya verilen sıfatta değil, medyaya erişim aygıtına verilen sıfatta olmalı. Yaşadığımız siber süreç içerisinde medya sektörü, herhangi bir “yeni” önermesinde bulunmadı ki! Sadece bilgiye erişim aygıtımız değişti ve hızlandı. Yenilik iddialarından biri de bilgiyi tüketenin de artık çok etkin olduğu. Buna da katılıyorum ancak bu da tam bir yenilik değil. Çünkü eskiden mektup ya da telefon gibi aygıtlarla bir şekilde medyayla iletişim kurulabiliyor, etkin olunabiliyordu. “Telefonlarımız kilitlendi” ya da “çuvallar dolusu mektup aldık” cümlelerini hatırlatmak isterim. Dijital çağ burada bir yenilikten ziyade hızlanma ve çoğalma etkisi yarattı.

Medya sektörü özellikle Türkiye’de karşımıza hiç bir yeni önermeyle gelmiyor. Yıllardır süregelen yapısal sorunları siber dünyada da aynen devam ediyor. Çok satış getiren tabak, çanak kampanyalarının yerini, çok tıklama getiren çıplaklık aldı. Gazetelerin web sitelerine baktığımızda gazetenin yayın çizgisiyle alakası olmayan başlıklar, rahatsız edici düzeyde imla yanlışlıkları, içerikte maddi hatalar karşımıza çıkar oldu. Kalitesizlik aldı başını gidiyor ve medyanın hiç bir yenilenme önermesi yok! Olacak gibi de durmuyor!

Uluslararası düzeyde de kafalar çok karışık. Online haberciliğin anavatanı diyebileceğimiz Amerika’da Newsweek gibi bazı önemli dergiler offline hayatı tamamen kaldırırken, bazılarıysa bu süreci “saçmalık” olarak görüyor. Yaşım gereği TV’ye geçiş sürecini deneyimleyemedim ancak benzer kafa karışıklığının TV’ye alışma döneminde de gerçekleştiğini tahmin ediyorum. TV de zamanında bir nevi tehdit, bir nevi kafa karışıklığıydı ancak süreç bir şekilde TV’yi de yeni önermeler getirmekten çok var olan aygıtlara yeni bir ek haline getirdi.

Son olarak neo-libarel ekonomik bakış açısını da eklemek gerekir, online medya halen kesin bir gelir modeline ulaşamadı! Reklam önemli bir kalem gibi dursa da büyük trafikler edinmedikçe kaliteli içerik üretmeye değecek kadar karlı bir model değil. Üstelik tüketici çok fazla reklam da görmeyi sevmiyor. Öte yandan paralı modellerin önemli bir bölümü de istenilen verimi sağlayamayabiliyor! Gelir elde edemeyen medyanın kaliteli, sistematik ve anlamlı içerik üretmesi sorunu ortaya çıkıyor ki bu da ayrı bir blog yazısı konusu olur.

İsmail Hocamın yeni medya kavramına yüklediği anlama gelirsek. Hocamın sözlerine aynen katılıyorum siber dünya hayatımızın her alanında. İnsanlar şu ya da bu şekilde dijital ortamda örgütlenebiliyor, devrim yapabiliyor ya da kendi ürettikleri medyalarla insanları bilgilendirebiliyor. Benim itirazım bu dünyanın “medya” gibi bir kelimeyle ifade edilmesi. Yaşadığımız şey kesinlikle önemli bir yenilik! Bence çağ değişimine şahit oluyoruz. Ben şu anda yaşadığımız şeyin bir evrim süreci olduğunu ve bir devrimi tetikleyeceği görüşündeyim. Bunun ilk işaretlerini Mısır ya da Tunus’ta gördük. Bilgiye ulaşma ve tüketme ve daha önemlisi iletişim biçimimiz çok hızlı değişiyor ve değişmeye devam edecek gibi. 

Bu süreç belli ki bize çok büyük bir bilgi kirliliği de getirecek. Daha önemlisi insan hakları konusunda “sınırlamanın sınırlandırılması” kavramının çok daha fazla tartışılacağı bir dönem geçirecek gibiyiz. Yarattığımız bilgiye erişim/tüketim biçimimiz devlet, devletin görev ve güç alanı, ahlak felsefesi yaşayacağımız çağın en büyük tartışmalarının ana alanı olacak.

Yazar Hakkında

Sercan Çalbak: Geleneksel medyadan, yeni medyaya geçisin emekçilerinden. Dijital içerik ve içerik pazarlama konusunda uzun süredir çalışıyor. Bahçeşehir Üniversitesi'nde lisans ve yüksek lisans öğrencilerine Yeni Medya, Sosyal Medya, Dijital Pazarlama ve İçerik Pazarlaması üzerine dersler veriyor. Türkiye'de faaliyet gösteren pek çok şirkete içerik pazarlaması ve yeni medya konusunda eğitim ve danışmanlık yapıyor.

0 Yorum Yapılmış

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: