Türk İnsanı Internette Nasıl Davranıyor?

26 Haziran 2014 Sosyal Medya, Yeni Medya 0
türkiyede-internet-kullanımı

Blogumda sıklıkla yeni medya ve içerik pazarlaması konusunda yazılar yazıyorum ve içeriğin öneminin altını çiziyorum. Şirketlerin dijital pazarlama çalışmalarında başarılı olmaları için içerik üretmenin önemi ve geleceği hakkında öngörülerde bulunuyorum.

Geçtiğimiz günlerde Uğur Özmen ve İsmail Hakkı Polat hocalarla Hürriyet Sosyal projesi üzerine yazılar yazarken, yazdığım metinlerde içerik üretimi, tüketimi ve gelir arasındaki paradoksu da tartışmıştım. Peki içeriğin öneminden bu kadar bahsediyoruz da, Türk insanı dijital içerik tüketiyor mu, tüketiyorsa ne tür içerikler tüketiyor? Yıllarca içerik siteleri yönetmiş ve yönettiği sitelerin metriklerini analiz etmiş biri olarak bu soruların yanıtlarıyla deneyimlerimi sizlerle paylaşayım.

İçeriğe para harcamayı sevmiyor

Detaylarını burada paylaşamayacağım, bir gazetenin yakın dönem bir pazar araştırmasını okudum. Düzenli ziyaretçilere web sitelerini gazete seviyesine getirmeleri halinde, abonelik ücreti vermeye razı olup, olmayacağı sorulmuştu. Ezici bir çoğunluk gazete içeriğine para vermek istemediğini, istemeyeceğini belirtmiş. Nitekim yola ücretli siteyle başlayan Sabah ve Cumhuriyet’in web siteleri, rakipleri karşısında ağır yenilgiye uğramış ve ücretsiz versiyona dönmek zorunda kalmıştı. Bazı gazeteler iPad uygulamalarını da ücretli başlatsalar da verim alamayıp, ücretsize döndürmüştü. Bu arada bedava içeriği sevdiğimiz gibi, reklam görmekten de hiç hoşlanmıyoruz 🙂

Türk insanı okumayı sevmiyor!

Türkiye’deki gazete, dergi, kitap satış rakamları internette de aynen devam ediyor. Türk insanı geleneksel olarak okumaya karşı biraz soğuk. Bu soğukluk internette de aynen devam ediyor. 30 milyon kullanıcının olduğu internet dünyasında, içerik tüketimi halen çok düşük.

Kısa metinleri seviyor

Okumayı sevmeme özelliği yüzünden, kısa ve basit metinler daha ilgi çekici oluyor.

Pazar yeri gibi karman-çorman sayfaları daha çok seviyor

Türkiye’de internetin en büyük talihsizliklerinden biri, Türk insanının internet gazeteciliğiyle Milliyet ve Hürriyet gibi gazete siteleriyle tanışmış olması demek yanlış olmaz. Bu sitelerde gördüğü her yerde yanıp, sönen başlıklar, her yeri tıklamaya yönelik fotoğraflar, ortalama Türk insanında güncel ve dolu bir içerik web sitesinin böyle olacağı algısını yarattı. Yani siz modern ve sade bir tasarıma sahip içerik web sitesi tasarladığınızda, ortalama bir Türk insanı, web sitenize geldiğinde genellikle sitenizi boş ya da yeterince güncellenmediğini sanıyor.

Fotoroman kültürü aynen devam ediyor

Bilenler bilir, 70’li yıllarda gazetelerimizde fotoroman diye bir furya vardı. Yanılmıyorsam 90’lı yılların başına kadar süren fotoroman kültürü, internette içerik tüketim biçimimize aynen yansıdı. Fotoğraf ve fotoğraf altı kısa metin türündeki çalışmalar çok tutuyor ve ilgi çekiyor.

Ciddi habercilikten hoşlanmıyor

Siyaseti konuşmayı çok seven bir toplum olmamıza rağmen ciddi siyaset haberleri, araştırmaları çok fazla okunmuyor, tercih edilmiyor. Tıklama yaratsa dahi hemen çıkma oranları yüksek oluyor.

Başlıkların etkisinde kalıyor

Başlık, dünyanın her yerinde ilk ilgiyi çekmek için en önemli unsur. Ancak Türkiye’de neredeyse tek belirleyici. Mesela, aynı içerikte olan ama “Başbakan Erdoğan’dan Rehine Açıklaması” başlığının tıklaması ile “Başbakan Erdoğan’dan Rehine Krizine Sert Tepki” başlığının tıklaması arasında minimum 5 kat oluşuyor.

Fotoğraf çok etkili

Başlığın etkisi üzerine yazdığımız gerçekler fotoğraf için de geçerli. Başlıktan sonra en çok ilgi uyandıran konu fotoğraf. Bu yüzden fotoğraf kalitesi, boyutu, şeklinin seçimi çok önemli. Bu arada özellikle haber sitelerinde “şok patlangacı”, fotoğrafa buzlanma koymak akılalmaz bir tıklama oranı yaratıyor.

Futbol, magazin haberleri daha çok ilgisini çekiyor

Ciddi habercilikten hoşlanmıyoruz demiştik. Futbol ve magazin haberleri ise en fazla ilgi çeken haberler.

Sporda açık ara futbol

Sanıldığı gibi sporsever bir millet değiliz. Futbol dışı sporlar neredeyse hiç ilgi çekmiyor. Futbolda da herkes kendi takımını ilgilendiren haberleri okuyor. Ziyaretlerin gidişlerini incelediğimizde Fenerbahçe okumaya başlayan birinin net biçimde Fenerbahçe haberlerini okumaya devam ettiğini görüyoruz.

Fotogaleriler trafiğin büyük bölümünü oluşturuyor

Ben dahil pek çok kişinin eleştirdiği, özellikle kadınların metalaştırıldığı fotogaleriler pek çok içerik sitesinin trafiğinin aslan payını oluşturuyor.

Astroloji açık ara zirvede

Bu verinin sebebini inanın yıllardır düşünüyorum ancak kesin bir yanıt veremiyorum. Astroloji, üretilen içerikle ve üretimine sarf edilen eforla yarattığı trafik açısından değerlendirildiğinde diğer bütün kategorilere açık fark atıyor.

Sosyal medyada içerik tüketmeyi seviyor

Sosyal medya Türkiye’de kelimenin tam anlamıyla eğlence alanı olarak görülüyor. Sosyal medyada gördüğü içeriklere az tıklasa da sosyal medyadan bilgi edinmeyi, veri okumayı çok seviyor.

Kendisini arıyor, okuyor

Bugüne kadar gözlemlediğim en önemli konulardan biri de insanlar internette biraz daha kendilerini arıyor. Kendileriyle ilgili konuları daha çok araştırıyor, öğreniyor. Bu konuda şöyle bir yazı da yazmıştım.

Marka bağımlılığı düşük

İçerik sitelerine olan marka aidiyeti çok düşük. Bugüne dek onlarca içerik web sitesinin Google Analytics verisini inceledim şimdiye dek edindiği trafikte yeni oturum yüzdesi %40’ın altına inen site görmedim ki genelde %80 yakınlarında veriler gördüm.

Google erişim için temel anahtar

Türk insanı için Google tam bir nimet. İçeriğe erişmek için sadece Google‘ı kullanıyor demek mümkün. Pek çok sitenin arama trafiğinin gözle görülür bölümü(bazı sitelerde %20’nin üstünde gördüm) sitenin kendi adı. Hatta Google‘a direk www.xyz.com yazan ciddi sayıda insan var.

Demografik yapımız aynen yansıyor

Onlarca metrik gördüm şimdiye dek, gelen trafiğin kentlere göre kırılımında nüfus oranından farklı, sıradışı bir veri görmedim. Yine yurtdışında yaşayan Türkler’in yoğun olduğu noktalardan da ciddi trafik geliyor. Mesela Türklerin yoğun yaşadığı Köln bölgesinden ciddi trafik gelirken, Leipzig’den neredeyse hiç trafik gelmiyor.

Video tüketimi yoğun

Herkesin ve her verinin defaatle ortaya koyduğu gibi Türkler dünyada video içerik tüketmeyi en çok seven toplum. Ancak haber videosundan çok eğlenceli video ve müzik dinlemeyi çok seviyoruz. Diğer video içerikler sanıldığı kadar ilgi çekmiyor.

Komik, eğlenceli olmayan şeyleri paylaşmıyor

Sosyal medyada komik ya da eğlenceli bulmadığı şeyleri paylaşmaktan imtina ediyor. Ev hanımı gibi biriyse dekorasyon, yemek gibi konuları paylaşmak da ilgisini çekiyor.

İlgi duymamasına rağmen siyaset konularında tartışmayı, yorum yapmayı seviyor

Siyaset ve ciddi haber okumasa da haberin altında ya da sosyal medya paylaşımlarının altında, başka ülkelerde çok rastlanmayacak düzeyde yorum yapmayı, tartışmayı seviyor.

Yazar Hakkında

Sercan Çalbak: Geleneksel medyadan, yeni medyaya geçisin emekçilerinden. Dijital içerik ve içerik pazarlama konusunda uzun süredir çalışıyor. Bahçeşehir Üniversitesi'nde lisans ve yüksek lisans öğrencilerine Yeni Medya, Sosyal Medya, Dijital Pazarlama ve İçerik Pazarlaması üzerine dersler veriyor. Türkiye'de faaliyet gösteren pek çok şirkete içerik pazarlaması ve yeni medya konusunda eğitim ve danışmanlık yapıyor.

0 Yorum Yapılmış

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: