Sabahattin Ali’den İlham Almak

4 Nisan 2016 Yeni Medya 0

sabahattin-ali-markopaşa-yazıları-ve-otekilerHikmet Altınkaynak, Türk edebiyatının büyük yazarı Sabahattin Ali’nin, edebiyat ve yaşam üzerine verdiği mülakatlardan bazılarını Marko Paşa Yazıları ve Ötekiler adlı eserde kitaplaştırmış. Kitap, yazarın iç dünyasına ve görüşlerine etkili biçimde ışık tutmuş. Bizim de yazarı daha yakından tanımamıza vesile olmuş.

Sabahattin Ali ile yapılan farklı mülakatlarda yazının özü üzerine sorulan sorulara genelde aynı yanıtları vermiş. Okurla bağ kurmak için sahici ve gerçekçi olmanın şart olduğunu anlatarak, gerçek olmayan hiçbir şeyin okuru ilgilendirmediğini, okur sever diye yapılan işlerin de kısa sürede silindiğini ve silineceğini detaylı örneklerle anlatıyor. Halkçı ve gerçekçi bir dili savunan yazar burada kuru bir sığ ve yüzeysel popülizmin de karşısında. Sanatın ve edebiyatın maksadını üretmek ve insanların daha iyiye taşınmasını sağlamak olarak tanımlayan yazara göre, okurları aptal yerine koymak ise en büyük hatamız. Bu görüşe katılmamak mümkün değil. Kendimizin/kendi çevremizin okumadığı/izlemediği/zevk almadığı içeriği insanlar neden tüketsin?

Halkın okumadığı konusundaki görüşlere ise katılmadığını belirtirken, suçun gerekli kalitede yazın üretemeyen yazarlarda olduğunu iddia etmiş. İddiasının en büyük ispatının da Anadolu’da gezmiş olduğu köylerde sürekli Kerem ile Aslı, Hayber Kalesi gibi toplumla bağ kurmuş başarılı eserleri satın alan insanları görmesi ve kendi gazeteleri Marko Paşa‘nın tüm engellemelere rağmen, kendi döneminde en çok satılan gazete olmayı başarmış olmasıyla açıklıyor.

Rus gerçekçilik akımını Anadolu gerçekleriyle kusursuz biçimde harmanlayan Sabahattin Ali‘nin görüşleri bugün de açık biçimde güncelliğini koruyor. İnsan ne olursa olsun önce kendini ve kendi gerçeğini arar. Kendini yakın hissetmediği herhangi birşeyi yakınsaması ve onunla bağ kurmasına imkan yoktur. Yazar/içerik üreten gerçeği bilmediği, öğrenmediği içeriği sırf sözcükleri bir araya getirerek üretmesi mümkündür. Ancak bu içerik üretimi, tarife bakılarak yapılan imambayıldıdan pek farklı olmaz. Lezzetsiz yemekle karın doysa da keyif vermez. Keyif almadığımız yemeği bir daha tercih etmeyeceğimiz gibi içeriği de takip etmeyi bırakırız.

Dijital İçerik üretenler olarak Sabahattin Ali‘den öğrenecek, günümüze uyarlayacak çok şeyimiz olduğunu düşünüyorum. Yeni Medya Konferansı‘nda Kaan Kayabalı sunumunu yaparken çok önemli bir detay paylaştı. İnsanların Onedio içeriklerini paylaşırken en çok kullandıkları tümcenin “aynı ben/biz/annem/vs” olduğunu söyledi. Kendini bulamadığı bir içeriği insanlar tüketmiyor. İçerik üreticileri açısından günümüzde çok önemli teknik konulardan biri olan sosyal medyada “paylaşmıyor.”

Türk insanı anlamıyor eleştirilerine Sabahattin Ali’nin mülakatlarından verdiği yanıtlar gibi ben de katılmıyorum. Biz içerik üreticileri hakikaten ne kadar iyi içerikler üretiyoruz? Elimizi vicdanımıza koyalım 80 milyonluk ülkemizde hakkını vererek, dünya standartlarında üretilen kaç gazete var, kaç blog var, kaç kitap var, kaç beste var, kaç film/film senaryosu var? Belli standardı yakalayan içeriklerin satılmadığını/izlenmediğini/okunmadığını söylemek mümkün mü? Kısa vadeli kazançlar uğruna sürdürülebilirliği, marka güvenilirliğini yıkmak; içerik üretirken ve içerik stratejisi yaratırken yapılan en büyük hata. Okurlar/müşteriler/potansiyel müşteriler, içeriğini üretirken inandırıcılığını yitiren markanın, üretimine nasıl güvensin?

Yazar Hakkında

Sercan Çalbak: Geleneksel medyadan, yeni medyaya geçisin emekçilerinden. Dijital içerik ve içerik pazarlama konusunda uzun süredir çalışıyor. Bahçeşehir Üniversitesi'nde lisans ve yüksek lisans öğrencilerine Yeni Medya, Sosyal Medya, Dijital Pazarlama ve İçerik Pazarlaması üzerine dersler veriyor. Türkiye'de faaliyet gösteren pek çok şirkete içerik pazarlaması ve yeni medya konusunda eğitim ve danışmanlık yapıyor.

0 Yorum Yapılmış

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: