E-ticaret Girişimleri Neden Batıyor?

11 Mart 2013 Yeni Medya 0

e-ticaret siteleri neden batıyor
Türkiye’de son dönemde pek çok e-ticaret sitesinin batışına ya da kapanışına şahit oluyoruz. Batanlar/kapananların önemli bölümü ya dikey e-ticaret siteleri ya da grup satın alma siteleri. Duyumlarımız yatırım almış pek çoğunun da zor günler geçirdiği ya da ayakta kalmak için ekstra çaba gösterdiği yönünde. Dileriz kapanan dostlarımıza yenileri eklenmez… Ancak görünen o ki 2013 pek çok e-ticaret girişiminin hayatının son yılı olacak…

Ticaretin doğasında olduğu gibi e-ticarette de kapanmak ya da batmak normal bir olgu. Ancak Türkiye gibi e-ticaretin henüz emekleme seviyesinde olduğu bir ülkede zaten kısıtlı sayıda olan oyuncunun da yok olmasıyla sektör çok daha zorlu günler geçirebilir. Artık ayakların yere daha sağlam basması gerekiyor.

Kapanmanın sayısız sebepleri olabilir. Şirket yöneticilerinin yeteneksizlikleri, basiretsizlikleri, bilgisizlikleri, anlaşamamaları; ekonomik krizler, karlılık, insan kaynakları sorunları, yatırımcı sorunları vs vs. Liste uzayıp gider. Bugüne dek maalesef kepenklerini indirmiş dostlarımızın, onca emeklerini kapatmalarının mutlaka makul sayısız sebebi de vardır.

E-ticaret sitelerinin kapanmasının ana sebeplerinden olan kârlılık sorunu ve bu sorunu belki farkında olmadan yaratan e-ticaret sektörünün küçük yanılsaması üzerinde durmak istiyorum. Büyük bir zincirin arkasında olmadığı bir offline ve bir de online satıcıyı örnek olarak ele alalım.

Offline satıcılar X ürünü belli bir maliyetle alıp belli bir kâr koyup satıyor. Bu kâra brüt kâr demek mümkün. Bir offline satıcının kabaca en önemli giderleri dükkan kirası, çalışan maliyeti, stok, banka, muhasebe oluşturuyor. Muhtemelen en önemli gider dükkan kirası ve genel dükkan giderleri olacaktır. Bu giderler düştükten sonra elde kalan para ise offline satıcının net kârını oluşturuyor.

E-ticarette de benzer durum söz konusu. E-ticaret satıcısı X ürünü offline satıcıyla benzer rakamlara mal ediyor ve kendi kârını koyup satıyor. Online satıcının da stok, çalışan gideri, muhasebe, banka gibi giderleri aynen devam ediyor. Evet e-ticarette bir dükkan yok ancak her durumda yine bir stoklama alanı ve gideri devam ediyor. Her durumda bir ofis ihtiyacı oluyor. Müşterilerle ilgilenmesi gereken kişi(ler) yüz yüze yerine online hale geliyor. En önemlisi sanal dükkana müşterilerin gelebilmesi için reklam gideri oluyor ki buralara harcanan rakamlar da aslında gerçek dükkan giderinden daha az değil. Üstelik yazılımcı, pazarlamacı gibi üst düzey birikim gerektiren insan kaynağı maliyetleri de oluşuyor.


Yukarıda basitçe(tabii gerçekte bu kadar yüzeysel değil) izah etmeye çalıştığım üzere, eğer tedarikçi/üretici değilseniz gerçek bir dükkanla, online dükkan arasında maliyetler üç aşağı beş yukarı aynı oluyor. Peki maliyetler bu kadar yakınken kârlılık aynı düzeyde mi oluyor? Maalesef hayır. Araştırmalara göre online alışveriş yapan tüketicinin önemli bir bölümü internetten daha ucuzsa almayı tercih ediyor. Eğer fiyat yakın ya da aynıysa tercih yine offline’a kayıyor.

E-ticaret yapanlar zaten sonradan katıldığı bu oyunda daha uygun fiyata satmadığı takdirde offline rakibiyle aynı kârı elde edebilmek için ya daha ucuza mal etmesi, ya daha ucuza satması ya da maliyetlerini düşürmesi gerekiyor. Daha ucuza mal etmesi imkansıza yakın, maliyet düşürmesi de çok zor. Elde satışa ulaşabilmek için tek silah kalıyor, o da daha uygun fiyat. Daha uygun fiyata satış olduğu takdirde de ideal kâr elde edilemediğinden bir süre sonra ciro artışı ancak zarar sarmalı oluşuyor. Çıkış yolu ya yatırım ya da daha uygun fiyatla tedariğe ulaşmak için büyük meblağlarda satışlara ulaşacak çözümler bulmaya gidiyor ki bu iki yol da çok kolay değil. Yani finans oyununu yeterince iyi bilmeyen online girişimciler bir süre sonra nefesleri yetmeyerek, havlu atıyorlar.

Benim asıl takıldığım konuysa insanların daha uygun olmadığı takdirde online alışverişten kaçınıyor olması. Neden insanlar internetin daha ucuz olması gerektiği fikrindeler? Acaba bunda bizim e-ticaret sektörünün de payı yok mu? Bugüne kadar iletişim çalışmalarının çok büyük bir bölümü “internetten al hem de daha ucuza” üzerine kurulu değil miydi?

Kabul ediyorum oyuna sonradan girenlerin dezavantajları var. Ancak internetten alışverişin insanlara sağladığı tek fayda fiyat avantajı mı? Elbette uygun fiyat sunmak satışta çok önemli. Tek tek bütün dükkanları gezip karar vermek yerine yorulmadan seçmek, üstelik kolayca fiyat karşılaştırması yapmak; git-gel zaman kaybı, maliyeti; yükleme/taşıma zorlukları gibi konuları internetten alışveriş kolayca çözüyor. Bir insana bu kadar avantaj sağlayan bir alışveriş biçimi neden çok daha uygun fiyatlı olsun ki? Diyelim iPhone5 alacaksınız. Kendiniz gidip satın aldığınızda daha özel, daha farklı bir iPhone5 mi satın alıyorsunuz?

Geçtiğimiz günlerde yurtdışındaydım ve yurtdışında bir uçak bileti sitesinden alışveriş yaptım. Web sitesi kredi kartı komisyon maliyetlerini bile bana yüklediler. İnsanlar Avrupa’da bunu kabullenmişken, bir ürünü aynı fiyata online almayı normal bulurken neden biz sadece daha uygun fiyat üzerine çalışıyoruz ki? Başka türlü satılmıyor ki sözlerini duyar gibiyim. Peki sektör kendi kendine hiç şu soruyu soruyor mu: biz bu fiyat rekabetiyle nasıl ayakta kalabileceğiz?

Gelmek istediğim nokta şu: Tüketicinin internetten alışveriş için daha uygun fiyat beklemesinin sebeplerinden biri de mevcut e-ticaret sektörü. Bir e-ticaret girişimi de bugüne dek şu iletişimi yapmadı: “siz zahmet etmeyin, siz ürün almakla vakit kaybetmeyin, biz sizin yerinize bu işlemleri tek tıkla hallederiz”! Evet bu yoldan gitmek daha maliyetli ve çabuk satış getirmeyecek yoldu kabul ediyorum. Ama bu yoldan gidilseydi, büyük bir ihtimalle bu kadar e-ticaret girişimi hayal kırıklığı da yaşamayacaktık.

Fiyat avantajı sunarak ilerlemek kısa vadede başarı getirdi ancak sektörün oyuncularının şapkalarını önlerine koyup düşünmeleri gerekiyor. İnsanların yaşadıkları güven sorunu bir tarafa bu düşük kâr oranlarıyla nereye kadar?

Yazar Hakkında

Sercan Çalbak: Geleneksel medyadan, yeni medyaya geçisin emekçilerinden. Dijital içerik ve içerik pazarlama konusunda uzun süredir çalışıyor. Bahçeşehir Üniversitesi'nde lisans ve yüksek lisans öğrencilerine Yeni Medya, Sosyal Medya, Dijital Pazarlama ve İçerik Pazarlaması üzerine dersler veriyor. Türkiye'de faaliyet gösteren pek çok şirkete içerik pazarlaması ve yeni medya konusunda eğitim ve danışmanlık yapıyor.

0 Yorum Yapılmış

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: