Durum Vahim! Türkler Türkçe Bilmiyor!

17 Mart 2015 Yeni Medya 0

Atatürk AlfabeOrtaokulun ilk Türkçe yazılı sınavı sonrasına gelmişti ilk veli toplantım. Babam ilkokuldayken okula hiç gelmemiş, ilk kez veli toplantısıyla karşılaşıyordu. Türkçe öğretmenimiz Türkan Çalışkan, konuşmasına başlarken 40 kişilik sınıfımızda özellikle benim ismimi söylemiş ve velimi sormuş. Babam da kendini tanıtınca, siz çocuğunuzla hiç ilgilenmiyor musunuz, kitap okutmuyor musunuz minvalinde sözlerle bir güzel paylamış. Paylama sebebi ise kompozisyonum berbat olması ve “0” almış olmam!

Bilenler bilir, rahmetli babam öğretmenlik aşkıyla yanıp tutuşan bizim için de elinden geleni yapan biriydi. Türkan hocanın o şekilde paylaması çok ağırına gitmiş olacak ki, eve geldiğinde bir kucak dolusu kitapla geldi. Neredeyse tamamı etkili yazım teknikleri ve kompozisyon üzerineydi…

Yine bilenler bilir, o kitaplar hiç işe yaramadı. Ortaokul ve lisede eğitim hayatım boyunca kompozisyondan hiç yüksek not alamadım. Bunun tek istisnası lise son sınıfta yine Türkçe dersimize gelen Türkan hocanın eğitim sistemimiz üzerine düşüncelerimizi sorduğu yazılıya kadar. O yazılıda sınıfta en yüksek notu ben almıştım. Tuhaflığın yanıtı basitti. İlgimi çekmeyen garip rubaileri ezberleyerek geçirdiğim ya da atasözleri üzerine yazdığım kompozisyonlardan sonra derdimi anlatabileceğim bir platform bulmuştum. Kendi hayatıma içselleştiremediğim, özne olmadığım garip şeyler ilgimi çekmiyordu ve doğal biçimde sistematik olarak başarısız oluyordum.

Üniversiteye geldiğimde modern edebiyatla ve gazetecilikle tanıştım. Uzun süredir de içerik üretimiyle ilgileniyorum. Çok iyi bir yazar mıyım bilmiyorum. Pek tabii bu okuyanların takdiri ancak 15 yıldır bu alanda çalışmaya devam edebildiğime göre sanırım yaptığım işte fena değilim.

Uzatmayayım sadede geleyim… Anlattıklarımı, kendimi övmek ya da Türkçe öğretmenlerimi eleştirmek için aktarmadım elbet. Bir süredir, NasılKolay‘ın içerik üretim operasyonun başındayım. Kısaca anlatmak gerekirse, konusunda uzman ya da eğitimli insanlar, öğrenciler, öğretmenler NasılKolay‘da bedeli karşılığında bağımsız yazar olarak yazıyor. Her gün onlarca yazar başvurusu alıyoruz ve yüzlerce yazı gönderiliyor. En az 1.500 farklı insanın 20.000’in üzerinde yazısını okuduk. Bu 1.500 insanın tamamına yakını üniversite mezunu ya da öğrencisi. İstatistiki olarak verileri tutmadık ancak şunları gözlemledik:

  1. Türkçe’nin en temel dilbilgisi kurallarına hakim olan insanların sayısı yüzde 20’yi geçmez. “veya” sözcüğünü “ve ya” diye yazan onlarca insan gördüm!
  2. Anlatım bozuklukları, temel kompozisyon/paragraf kuralları gibi konularda durum daha da vahim. Şimdiye dek, edebi kurallara yüzde 100 uygun yazı yazanlar istisna grubunu oluşturur.
  3. İnsanlarımızın önemli bir bölümü maalesef diline özen göstermekte hoyrat.
  4. Yönergeleri, revize taleplerini, okumakta; anlayıp uygulamakta, ciddi anlamda sorunlar yaşıyoruz.

Kişisel tecrübem istisna olsa da NasılKolay’daki tecrübem kesinlikle istisna değil. Farklı şehirlerden, farklı üniversitelerden, farklı alandaki 1.500 insanda gözlediklerimizin sonucu net: Dilimizin kurallarını ve etkin şekilde kullanmayı maalesef öğretemiyoruz. Hatalar istisna değil, genelse problem hatayı yapanda değil, yapanları üreten sistemdedir. Gözlemlerimiz genelin yansıması. Benim gözlemlediğim bulguları eminim ki kendi yaşamınızda(e-posta yazışmalarında, Twitlerde, Facebook gönderilerinde vs) siz de gözlemliyorsunuz. Dilimizi yazmayı öğretemediğimiz gibi, kullanmayı da öğretemediğimiz için, iş yaşamında, günlük yaşamda, kişisel ilişkilerinde kendini ifade etmekte güçlük çeken nesillere sahibiz.

Eğitim sistemimiz benim örneğimde olduğu gibi insanların yeteneklerini köreltmeye yöneltirken, genele de temel kuralları dahi öğretmekten aciz. Elbette herkesten lezzetli ve yaratıcı yazılar üretmesini bekleyemeyiz. Ancak bu seviyede eğitim almış insanların neredeyse tamamının temel düzeyde dil kurallarını bilmiyor olması bana göre ulusal bir sorun. Bırakın insanlarımızı, en eğitimli kitlemize ana dilinin kurallarını öğretmekten aciz bir eğitim sistemine sahibiz. Selçuk Şirin hocamızın neredeyse her gün yazdığı gibi çocuklarımızı Google olmaya zorlamayı bırakıp; anlama ve kavramayı ön planda tutan, çocuğu özne haline getiren bir eğitim sistemine geçmemiz gerekiyor. Eğitim sistemimiz her geçen gün daha kötüye gidiyor. Bu hızla gidersek bırakın yerli otomobil üretmeyi, 10 yıl içinde Afganistan seviyesine gerilememiz işten bile değil. Türkiye, eğitim konusunda bir an önce, siyasetin çok üstünde bir çalışmayla ulusal bir mücadeleye başlamalı.

Yazar Hakkında

Sercan Çalbak: Geleneksel medyadan, yeni medyaya geçisin emekçilerinden. Dijital içerik ve içerik pazarlama konusunda uzun süredir çalışıyor. Bahçeşehir Üniversitesi'nde lisans ve yüksek lisans öğrencilerine Yeni Medya, Sosyal Medya, Dijital Pazarlama ve İçerik Pazarlaması üzerine dersler veriyor. Türkiye'de faaliyet gösteren pek çok şirkete içerik pazarlaması ve yeni medya konusunda eğitim ve danışmanlık yapıyor.

0 Yorum Yapılmış

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: